18-Onlar "Seni tenzih ederiz, Senden başka dostlar edinmemiz bize yakışmazdı; fakat Sen, onları ve atalarını zevke daldırdın ki, zikri (ni) unuttular ve helaka giden bir topluluk oldular!" diyeceklerdir. 19-Demek ki, sizi sözünüzde yalancı çıkarmışlardır. Artık ne azabı savmaya, ne de bir yardıma çare bulamayacaksınız ve içinizden her kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız! Ayetlerini de hatırlamış olalım inş. şimdi de tamamen reddedenlerle ilgili ayetleri görelim inş. ARAF 9: Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da âyetlerimize zulmetmekle kendilerine yazık edenlerdir. 35: Ey Ademoğulları! Size her ne zaman içinizden peygamber gelir de ayetlerimi anlatır, kim bunlara karşı gelmekten sakınır da doğru yolu tutarsa, artık onlara korku yoktur. Onlar mahzun olacak da değildir. 36: Ayetlerimizi yalanlayanlara ve bunlara iman etmeyi gururlarına yediremeyenlere gelince bunlar Cehennemliktirler. Orada ebediyen kalacaklardır. 37: Zira bir yalanı Allah’a iftira eden veya onun ayetlerine yalan diyen kimseden daha zâlim kim olabilir? Bunlara kitaptan nasipleri erişir de, nihayet kendilerine göndereceğimiz melekler gelip canlarını alırlarken, “Hani o Allah’ı bırakıp da taptıklarınız nerede?” dediklerinde “Onlar bizi bıraktılar da kayboldular” derler. Ve kâfir olduklarına kendi aleyhlerinde şahitlik ederler. 40: Elbette âyetlerimizi yalanlayan ve onlara iman etmeyi kibirlerine yediremeyen kimselere semanın kapıları açılmaz. Ve deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar onlar Cennete giremezler. İşte biz günahkârları böyle cezalandırırız. 51-O kafirlere ki, oyunu ve eğlenceyi kendilerine din edindiler ve dünya hayatı kendilerini aldattı. Nasıl ki, onlar bu günlerine kavuşacaklarını unutup ayetlerimizi inkar ettilerse Biz de bugün onları öyle unutacağız. 146: Yeryüzünde o haksızlıkla büyüklenenleri, âyetlerimden uzaklaştıracağım. Onlar her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler de onu yol tutmazlar. Ve eğer sapıklık yolunu görürlerse onu yol tutarlar. Öyle: Çünkü onlar âyetlerimizi yalanlamayı adet edinmişler ve hep onlardan gafil olagelmişlerdir. 147: Halbuki ayetlerimizi ve ahirete kavuşacaklarını yalanlayanların bütün amelleri heder olagelmiştir. Her halde çekecekleri sırf kendi amellerinin cezasıdır. 175: Onlara, kendisine ayetlerimizi sunduğumuz halde, onlardan sıyrılıp çıkan ve derken şeytanın arkasına takılıp sapkınlardan olan kişinin kıssasını da oku. 176: Eğer dileseydik, biz onu o ayetlerle yükseltirdik. Ancak o yere (alçaklığa) saplandı ve hevasının peşine düştü. Artık onun bu hali o köpeğin haline benzer; üzerine varsan, dilini çıkarır, solur; bıraksan da yine dilini uzatır ve solur. Bu, işte ayetlerimizi yalanlayan kavmin misalidir. Kıssayı kendilerine bir naklet, umulur ki düşünürler.
Bu kısımdan sonra Kur'an a yaklaşanların unutmamaları gereken bir kısma geçelim. ARAF 144- Allah buyurdu ki: "Ey Musa, haberin olsun, Ben, mesajlarımla ve kelamımla seni o insanların üzerine seçtim. Şimdi şu sana verdiğimi al ve şükrünü bilenlerden ol!" 145- Ve onun için levhalarda her şeyden yazdık; öğüt ve hükümlerin ayrıntılarına dair her şeyi. Dedik ki: "Haydi bunları sıkı tut, kavmine de emret, onları ne güzeliyle tutsunlar! İleride sizi o fasıkların yurduna göndereceğim!" 176: Eğer dileseydik, biz onu o ayetlerle yükseltirdik. Ancak o yere (alçaklığa) saplandı ve hevasının peşine düştü. Artık onun bu hali o köpeğin haline benzer; üzerine varsan, dilini çıkarır, solur; bıraksan da yine dilini uzatır ve solur. Bu, işte ayetlerimizi yalanlayan kavmin misalidir. Kıssayı kendilerine bir naklet, umulur ki düşünürler. Araf 144 ile 176 yı yanyana getirdiğimizde, RUM 47-Andolsun ki, senden önce birçok peygamberleri kavimlerine gönderdik de onlara apaçık delillerle vardılar. Onun üzerine suç işleyenlerden intikam aldık. Müminlere yardım ise üzerimizde bir hak oldu. Ayetin son kısmı ile ilgili olarak bir manzara çıkıyor ortaya. eğer bu yardımı hissedemiyorsak ayetlerle yükselmeyi mi yoksa hevamızla alçalmayı mı hak ettiğimizi düşünmeliyiz. ŞURA 30-Başınıza ne musibet geldiyse kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Oysa bir çoğunu da bağışlıyor. 31-Hem siz yer yüzünde (O'nu) aciz bırakacak değilsiniz. Ve sizi Allah'tan başka kurtaracak ne bir koruyucu ne de bir yardımcı yoktur.