isra 12. Biz, geceyi ve gündüzü iki ayet yaptık; sonra gecenin ayetini silip gündüzün ayetini gösterici yaptık ki, Rabbinizden bir lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Biz her şeyi ayrıntılı bir biçimde açıkladık. 89. Yemin olsun, biz bu Kur'an'da, insanlar için her örnekten nicelerini sıraladık. Ama insanların çoğu inkârdan başka bir şeyde diretmediler. enam 59. Gaybın anahtarları O'nun yanındadır; onları O'ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde olanı da bilir. O'nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Toprağın karanlıklarındaki bir dâne, yaş ve kuru her şey apaçık bir Kitap'ın içindedir. 114. Allah size Kitap'ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah'ın dışında bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun, Rabbinden hak olarak indirildiğini biliyorlar. Sakın kuşkuya düşenlerden olma. 115. Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. En iyi işiten, en iyi bilendir O. kehf 54. Yemin olsun, biz, bu Kur'an'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır. Türlü örnekler, kıssalar, uyarılar, deliler... Çok şükür ki, Rabbimizin sözü bitmez. Ona vela bağıyla, hidayet bulma adına tutunanlar vahiyden mutlaka nasibini alır. Kehf 54 çok açıktır. Bu ayetlerden başka tafsilatlandırılmış olduğu ile Allah ın, ayetleri açıkladığı ile ilgili ayetleri de Hatırlayalım inşallah meal ile olmaz diyenlere de cevaben. şuara 198. Biz onu Arapça konuşmayanlardan birine indirseydik de, 199. O onu onlara okusaydı, yine de ona inanmayacaklardı. yusuf 2. Biz onu sana, aklınızı çalıştırasınız diye, Arapça bir Kur'an olarak indirdik. fussilet 44. Eğer biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: "Ayetleri ayrıntılı kılınmalı değil miydi?/Arap'a yabancı dil mi?/ister yabancı dilde, ister Arapça!" De ki: "O, iman edenler için bir kılavuz, bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an, onlar için bir körlüktür. Böylelerine, çok uzak bir mekândan seslenilmektedir." zuhruf 3. Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an yaptık. 4. Ve o, bizim katımızdaki ana Kitap'ta çok yüce, çok hikmetlidir. duhan 58. Biz o Kur'an'ı senin dilinle/senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler. nahl 44. Açık delillerle, kitaplarla gönderdik. Sana da bu zikiri/Kur'an'ı vahyettik ki, kendilerine indirileni insanlara açık-seçik bildiresin de derin derin düşünebilsinler. ibrahim 4. Biz, görevlendirdiğimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki, onlara açık-seçik beyanda bulunsun. Bunun ardından, Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar. Azîz'dir, Hakîm'dir O! Ayetlerini hatırlatarak Rabbimizin, Kur'an ı anlaşılmadan okunması için değil bilakis anlaşılması, fikredilmesi, düşünülmesi, tefekkür edilmesi için gönderdiğini sad 29. (Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab'i, âyetlerini düsünsünler ve akli olanlar ögüt alsinlar diye indirdik. Toplumun durumu ne olursa olsun vazifemizin, zuhruf 5. Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mi geçelim? Ayette olduğu gibi olduğunu unutmayalım inşallah ve yine unutmayalım ki, müzemmil 15. Nasil Firavun'a bir elçi göndermis idiysek dogrusu size de, hakkinizda sahitlik edecek bir peygamber gönderdik. Bize şahitlik edecek olan resulümüzün, furkan 30. Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'i büsbütün terkettiler. Din gününde bu şekilde bir şahitlik edeceği topluluk içerisinde olmamak için gayret edelim. Kur’an’a abdestsiz el sürmemeyi din sananlardan da bahsetmek istiyorum inş. öncelikle şunu söylemeliyiz ki, değil Kur’an’ı eline almak için, devamlı abdestli kalmaya özen gösterip, yemek yerken, evinden çıkarken, otururken v.s. abdestli olmak isteyenlere elbette denilecek hiçbir söz olamaz. Kastettiğimiz şey Kur’an’ı eline almak için abdestin “olmazsa olmaz” görülmesidir. O okuyup anlaşılması, onunla amel edilmesi için gönderilmiştir. ona en büyük saygı budur. Yoksa kimi mekanlarda tozlu raflarda yıllarca bekletilmesi için değil. MAİDE 6-Ey iman edenler, namaza kalkacağınız vakit, yüzlerinizi, dirseklere kadar; ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedip topuklara kadar ayaklarınızı (yıkayın). Eğer cünüpseniz tastamam yıkanın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz hacet yerinden gelmişse ya da kadınlara dokunmuş olup da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin, niyetle o topraktan ellerinize ve yüzlerinize sürün. Allah'ın muradı sizi sıkıntıya koşmak değildir; fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredesiniz.
Ayette abdest almak, namaz kılınması için gerektiği buyruluyor. Ve buna rağmen, VAKIA 75-Artık yok, yıldızların yerlerine yemin ederim; 76-Bilseniz o, gerçekten çok büyük bir yemindir. 77-Ki bu, hakikaten çok değerli bir Kur'an'dır. 78-Korunan bir Kitapta; 79-Ona tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez; 80-Alemlerin Rabb’i tarafından indirilmedir! 81-Şimdi bu kelama siz yağ mı süreceksiniz?
Vakıa 79 da ''la yemessühü illel mutahherun= ona temizlenmişlerden başkası el süremez'' şeklinde geçtiği için bu kısım “abdestsiz Kur’an’a dokunulmasın” şeklinde anlaşılıp, yıllarca da böyle inanılmıştır. Oysa ki maide 6 da “cunuben fettehheru= cunupler temizlensin” şeklinde geçerken buradaki “fettehheru = temizlenmek” ibaresi abdest almak için değil gusül için kullanılmış olmaktadır.