zuhruf 31. Ve dediler: "Şu Kur'an, iki kent içinden büyük bir adama indirilmeli değil miydi?" Aynı görüşün uzantısı olarak kendi refah seviyelerinin müslümanların refah seviyelerinden üstün olmasını dinlerinde doğru olduklarının ispatı sayıyorlardı kendilerince. şimdi de öyle yapılmıyor mu ki? İşte Müslümanlar açlık sınırında, kendilerini yönetmekten aciz söylemleri sanki edilen zulümleri haklı çıkarıyor. meryem 73. Onlara ayetlerimiz açık-seçik okunduğunda, inkâr edenler inananlara şöyle derler: "İki zümreden hangisi makamca daha üstün, meclisçe daha güzel?" ahkaf 11. İnkâr edenler, inananlara şöyle derler: "Eğer bu, hayırlı bir şey olsaydı, bunlar ona inanmakta bizi geçemezlerdi." Bununla umduklarını bulamayınca şöyle diyecekler: "Bu, eski bir uydurmadır." Eğer onların dini hayırlı bir şey olsaydı, biz sosyo-ekonomik üstün insanlar o hayırlı şeye onlardan daha fazla yaklaşırdık. Dine yaklaşmaları da dinin doğruluk bakımından kalite tespiti sayılıyor. Tüm bunlar olurken toplumun önde gelenlerinin tavırları da, sebe 34. Biz, hangi ülkeye bir uyarıcı göndermişsek, onun servet ve refahla şımaranları mutlaka şöyle demişlerdir: "Biz, sizin elçilik yaptığınız şeyi inkâr ediyoruz!" 35. Şunu da söylemişlerdir: "Biz, malca da evlatça da çoğuz. Azaba uğratılacak olanlar, bizler değiliz." zuhruf 23. İşte böyle! Senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek oranın servetle şımarmış kodamanları mutlaka şöyle demişlerdir: "Biz atalarımızı bir ümmet/bir din üzerinde bulduk; onların eserlerine uyarak yol alacağız." 24. Uyarıcı dedi: "Peki, ben size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha iyi yol göstereni getirmiş olsam da mı?" Dediler: "Doğrusu, biz seninle gönderilen şeyi tanımıyoruz." Statükolarının devamı adına reddedişlerini sürdürmektedirler. Psikolojik ve sosyolojik olarak demoralize oldular. suçlamalar en üst seviyeye çıktı. İnanmak için istemleri uç noktalara varıyor artık. Ayetlerin uyarıcılığından rahatsız oluyorlar, azabı getirmesini söylüyorlar kehf55-Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber geldiğinde insanları iman etmekten ve günahlarının bağışlanmasını istemekten alıkoyan şey, sadece kendilerine, öncekilere gelen dünya azabının gelmesi veya ahiret azabının gözleri önüne serilmesini beklemek olmuştur. enfal32: Bir vakit de: "Ey Allah,eğer bu senin tarafından gelmiş bir hak kitap ise, durma üzerimize gökten taşlar yağdır.Veya bize daha acıklı bir azap ver" demişlerdi ahkaf22-Onlar: "Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin bize? Haydi getir bize, o tehdit edip durduğun o azabı; eğer doğru söyleyenlerden isen!" dediler. enfal 22. Dediler: "Sen bizi, tanrılarımızdan yüz geri etmek için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi ortaya getir." araf 70. (Nuh'a) dediler ki: "Sen, yalnız Allah'a ibadet edelim de atalarımızın kulluk etmekte olduklarını terk edelim diye mi bize geldin? Eğer doğru sözlü isen hadi bize bizi tehdit ettiğini getir." bununla da yetrinmediler, hayasızlıklarına devam ettiler. Allah ı ve meleklerikarşılarında görmak istediler. Oysa ki, bu olursa aralarında çoktan vaat edilmiş iş bitirilirdi. isra 92. "Yahut iddia ettiğin gibi göğü, parçalar halinde üzerimize düşürmelisin, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza dikmelisin." bakara 55. Siz sunu da söylemistiniz: "Ey Mûsa! Biz, Allah'i apaçik görmedikçe sana asla inanmayacagiz." Bunun üzerine sizi yildirim çarpmisti. Ve siz bakip duruyordunuz. 118. Bilgiden yoksun olanlar dedi ki: "Allah bizimle konussaydi yahut bize bir mucize gelseydi ya! ..." Onlardan öncekiler de aynen onlarin dedigi gibi demisti. Kalpleri birbirine benzemistir. Biz ayetleri, gerçegi apaçik bilmek isteyenler için iyiden iyiye açiklamisizdir. hicr 6. Şöyle haykırdılar: "Hey! Kendisine o zikir/Kur'an indirilen! Sen gerçekten tam bir delisin." 7. "Hadi getirsene bize o melekleri, eğer doğru sözlülerdensen!" İşin garip tarafı bu kadar delili kendileri iman etsin diye şart koşuyorlardı, elbette düşünemeyeceklerdi ki, a.imran 177. İman karşılığında küfrü satın alanlar, Allah'a herhangi bir biçimde asla zarar veremezler. Korkunç bir azap vardır onlar için. ibrahim 8. Şöyle demişti Mûsa: "Siz de yeryüzünde bulananların tümü de küfre saplansanız, hiç kuşkusuz Allah mutlak Ganî, mutlak Hamîd'dir. Tüm insanların iman etmesi de tüm insanların küfretmesi de sadece insanların kendileri içindir. Allah adına bir galibeyet ya da mağlubiyet söz konusu değildir haşa. Ve yine dikkat edilecek olursa tüm şüphelerin, tüm itirazların içeriğine dikkat edildiğinde tüm sözlerde Allah ın gereği gibi takdir edilmesine çalışmamaktan gelen bir gafleti görüyoruz. İtirazlar, algılamalar hep beşeri sınırlarda. Kalbin ürpermemesi de bundan olsa gerek. İşte bunun sonucunda kalblere ve gözlere görünmeyen perdeler çekilmiştir. Ne kadar istenilse de içtimai yapı içinde çok fazla bulunan bu insanlar iman etmeyeceklerdir. hicr 14. Üzerlerine gökten bir kapı açsak da oradan yükseliyor olsalardı. 15. Kesinlikle şöyle diyeceklerdi: "Bizim gözlerimiz döndürüldü, bakışlarımız sarhoş edildi. Belki de biz büyüye çarptırılmış bir toplumuz." enam 7. Eğer biz sana parşömen üzerine yazılı bir kitap göndermiş olsaydık, onlar da ona elleriyle dokunmuş olsalardı, o küfre batmışlar, hiç kuşkusuz şöyle deyivereceklerdi: "Bu, apaçık bir büyüden başka şey değildir."