NAHL 24: Onlara "Rabb'iniz ne indirdi?"denildiğinde, "Eskilerin masallarını" dediler ENFAL 31:Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman: "İşittik.Dilersek bunun gibisini biz de söyleriz. Bu eskilerin efsanelerinden başka bir şey değildir" diyorlardı. 32: Bir vakit de: "Ey Allah,eğer bu senin tarafından gelmiş bir hak kitap ise, durma üzerimize gökten taşlar yağdır.Veya bize daha acıklı bir azap ver" demişlerdi.... Sihir olduğunu iddia ettiler... Sebe 43:Karşılarında apaçık belgeler halinde ayetlerimiz okunduğu zaman,o zalimler: "Bu,sırf sizi atalarınızın taptığı ilahlardan,engellemek isteyen bir adamdır dediler.Ve: "Bu Kur'an,sırf uydurulmuş bir iftiradan başka bir şey değil" dediler.Ve o küfredenler,kendilerine hak geldiği vakit: "Bu,apaçık sihirden başka bir şey değil"dediler İsra 47: Biz,seni nasıl dinlediklerini,birbirleriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin, "Siz ancak büyülü bir adama tabi oluyorsunuz" dediklerini çok iyi biliyoruz. furkan8- Veya ona bir hazine bırakılsa ya da onun güzel bir bahçesi olsa da ondan yese ya!" dediler. Yine o zalimler: "Siz, yalnız büyülenmiş bir adama tabi oluyorsunuz!" dediler. yunus2:İnsanlar için,içlerinden bir adama: "Bütün insanları uyar ve iman edenleri müjdele.Kendileri için Rab'lerinin katında bir kadem-i sıdk var."diye vahyedişimiz, hiç işitilmedik bir tuhaflık mı oldu?" Kafirler "Herhalde bu bir sihirbaz" dediler. saffat15-Ve diyorlar ki: "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir enbiya3-Kalpleri hep oyunda, hem o zalimler gizlice fısıldaştılar : "Bu ancak sizin gibi bir insan! Artık göz göre göre büyüye mi gidiyorsunuz?" .. İlimleriyle kavrayamadıkları için inkar edildi, yalanlayanların en yaygın suçlamaları peygamberimiz(SAV)' e sihirbaz demeleri, yalancı demeleridir. Bu tür suçlamalar bugün bile yaygın bir şekilde devam eder. ENAM25 malum Allah onların kalblerine anlamalarına engel kabuklar koymuştur. Ne kötüdür bu ceza. Allah'tan eğer verildiyse sürekli bu ilmi arttırmasını dilemeliyiz. Yunus 39: Hayır onlar, ilimleriyle kavrayamadıkları veya yorumu kendilerine hiç gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Bunlardan önce geçenler diye böyle yalanlamışlardı. Ama bak zulmedenlerin sonu nasıl oldu?.. İlimlerine güvendikleri için reddettiler. Daha önceden de belirttim ki, vahiy bilgisi ilmi bir bilgidir. Kur'an ilimdir. Herkes kendi ilmine güvenir. İnanmayanlar da dolayısıyla kendi ilmine güvenecektir. Yalnız; MÜMİN 83-Çünkü onlara peygamberleri açık delillerle geldiği zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de alay ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi. KASAS 78. O dedi: "Bu servet bana, bendeki bir ilim sayesinde verildi." Peki o bilmedi mi ki Allah, önceki nesiller içinden ondan kuvvetçe daha zorlu, sayıca daha çok olanları bile helâk etmiştir.Günahlarının ne olduğu, günahkârlardan sorulmaz. Efendimiz (SAV) için deli dediler; HİCR6-Bir de Onlar: "Ey kendisine kitap (zikir) indirilmiş olan, sen mutlaka delisin! SAFFAT36-Ve "Biz hiç deli bir şair için ilahlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı.. Saffat 36 da şair denildiğini de görüyoruz. fizilal-il Kur'an da alak suresinin tefsirinde şöyle bir hadise yer verilmiş. "Allah ın yarattıkları içerisinde benim en çok hoşlanmadığım şairlerle delilerdi.Bu iki kitleye bakmaya tahammül edemezdim” Efendimiz (SAV) kimden hoşlanmıyor idiyse kendisine o hasletleri yakıştırdılar. Efendimiz (s.a.v.) kendisine bu sözler söylendiğinde kendi dersini çıkarıyor ve bizlere de ders veriyor inşallah, Reddedişin bir sebebi de, efendimiz küçümsenerek "vahiy ona mı indirildi?" hezeyanı idi. Yani kabul edemedikleri iki nokta vardı: birincisi vahyin bizzat ona indirilişi, ikincisi bir insana indirilişi. Burada insanların insan olduklarının kıymetinin bilmedikleri gayet çarpıcı bir şekilde ortaya çıkıyor. Ayrıca Allah bir melek de seçip gönderseydi bu durum değişmeyecekti. SAD8: "O zikr aramızdan ona mı indirilmiş?" Doğrusu onlar, benim zikrimden bir kuşkulu şek içindeler. Doğrusu henüz azabımı tatmadılar ZUHRUF31:Ve: "Ne olurdu şu Kur'an iki memleketten bir büyük adama indirilseydi" dediler. 32:Rabb'inin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar?Onların o dünya hayatındaki maişetlerini aralarında biz paylaştırdık ve bir kısmını derecelerle diğerinin üstüne çıkardık ki,bazısı bazısını tutsun,çalıştırsın.Rabb'inin rahmeti ise, onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. FURKAN7- Bir de: "Bu nasıl peygamberdir ki, yemek yiyor ve çarşılarda dolaşıyor? Ona bir melek indirilip de beraberinde bir yaver, bir savulcu olsa ya? isra94:Kendilerine doğru yolu gösteren hidayetçi geldiğinde insanların iman etmelerine ancak şöyle demeleri engel oldu: "Allah bir insanı mı peygamber gönderdi?" enbiya3-Kalpleri hep oyunda, hem o zalimler gizlice fısıldaştılar : "Bu ancak sizin gibi bir insan! Artık göz göre göre büyüye mi gidiyorsunuz?" teğabun6-Çünkü onlara peygamberleri apaçık mucizelerle geliyorlardı da onlar: "Bizi bir insan mı yola getirecek?" deyip küfretmişler ve aksine gitmişlerdi. Allah da muhtaç olmadığını gösterdi. Öyle ya; Allah zengindir, her türlü övgüye layıktır. .. Efendimiz (s.a.v.)' in uydurduğunu, vahiy değil insan sözü olduğunu (haşa) dediler. SEBE 43:Karşılarında apaçık belgeler halinde ayetlerimiz okunduğu zaman,o zalimler: "Bu,sırf sizi atalarınızın taptığı ilahlardan,engellemek isteyen bir adamdır dediler.Ve: "Bu Kur'an,sırf uydurulmuş bir iftiradan başka bir şey değil" dediler.Ve o küfredenler,kendilerine hak geldiği vakit: "Bu,apaçık sihirden başka bir şey değil"dediler. Müddesir 25-İnsan sözünden başka bir şey değildir!" Ahkaf 8: Yoksa: "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Ben onu uydurdumsa, siz, beni Allah'tan kurtaracak hiçbir şeye sahip olamazsınız ve O,sizin neye yaygara edip durduğunuzu pek âlâ bilir. Bu hususta benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. Hem de O, çok bağışlayandır,çok esirgeyendir. yunus38: Ya! "Onu peygamber uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Öyleyse haydin, onun benzeri bir sure getirin ve Allah'tan başka kime gücünüz yeterse yardıma çağırın, eğer sözünüzde doğruysanız bunu yapın". ENAM105:İşte ayetleri böyle şekilden şekile koyup açıklıyoruz ki, hem o körlük edenler sana "Sen ders almışsın" desinler, hem de onu ilim erbabı olanlar için açıklayalım diye... Atalarına sadakat (!) gösterisi yapıyorlardı.Ya ataları yanlış yolda ise! araf 70. Dediler ki: Sen bize tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarimizin tapmakta olduklarini birakmamiz için mi geldin? Eger dogrulardan isen, bizi tehdit ettigini (azabi) bize getir. zuhruf 22. Hayir! "Sadece, biz babalarimizi bir din üzerinde bulduk, biz de onlarin izinde gidiyoruz" derler. 23. Senden önce de hangi memlekete uyarici göndermissek mutlaka oranin varliklilari: Babalarimizi bir din üzerinde bulduk, biz de onlarin izlerine uyariz, derlerdi. 24. Ben size, babalarinizi üzerinde buldugunuz (din)den daha dogrusunu getirmissem (yine mi bana uymazsiniz)? deyince, dediler ki: Dogrusu biz sizinle gönderilen seyi inkâr ediyoruz. bakara 170. Onlara (müsriklere): Allah'in indirdigine uyun, denildigi zaman onlar, "Hayir! Biz atalarimizi üzerinde buldugumuz yola uyariz" dediler. Ya atalari bir sey anlamamis, dogruyu da bulamamis idiyseler? Cehaletlerini görmeden içerik hakkında iddialarda bulunmaya başlıyorlar, vahyin gönderiliş şekline dil uzatıyorlar. Niçin toplu olarak gönderilmediğini söylüyorlar. furkan32: Yine o kafirler dediler ki: "O Kur'an topluca, birden indirilseydi ya! "Biz onu kalbine iyi yerleştirelim diye böyle indirdik ve eşsiz bir tertil ile (ağır ağır güzel bir okuyuş) okuduk.. başka bir Kur'an istiyorlar yunus15:Böyleyken ayetlerimiz birer açık delil, olarak karşılarında okunduğu zaman bize kavuşmayı arzu etmeyenler: "Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir"dediler.De ki: "O'nu kendiliğimden değiştirebilmem benim için olacak şey değildir.Ben ancak,bana vahyedilene uyarım; ben Rabb'ime isyan edersem şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım". 16:De ki: "Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım.Hiçbir şekilde de onu size bildirmezdi.Bilirsiniz ki ben sizin içinizde bundan önce bir ömür durdum. Artık bir kere aklınıza danışmaz mısınız?" enam37:Durmuşlar da "Ona bambaşka bir ayet indirilse ya!" diyorlar. De ki: "Şüphesiz Allah öyle bir mucizeyi indirmeye kadirdir.Ancak onların çoğu bilmezler." 109:Bir de kendilerine bambaşka bir ayet gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair olanca yeminleriyle yemin ettiler.De ki: "Ayetler ancak Allah katındadır.Doğrusu siz ne bileceksiniz?" Öyle bir ayet gelse de onlar iman etmezler. 110:Biz onların kalplerini ve gözlerini daha önce iman etmedikleri gibi ters döndürür ve kendilerini bırakıveririz.Azgınlıkları içinde bocalayıp giderler. Karalama kampanyası durmak nedir bilmiyor, büyü olduğunu söylüyorlar. anca bir büyü insanları böylesine etkileyebilir diye düşünüyorlar. Sosyal yapı içinde bizim de çok sık denk gelebileceğimiz yalan ve bahanelere karşı durmak vahyin özüne sımsıkı bağlanmaktan geçiyor. ahkaf 7. Herşeyi ayan-beyan gösteren ayetlerimiz onlara okunduğunda, kendilerine gelmiş olan hakkı inkâr edenler şöyle derler: "Açık bir büyüdür bu!" Dünyevi ve gözle görülebilir mucizeler istediler inanmak için. Halbuki eskilerin gözünün önünde olan mucizelere rağmen inanmamışlardır. Bunu kıssalardan çok net bilmekteyiz. isra 89. Yemin olsun, biz bu Kur'an'da, insanlar için her örnekten nicelerini sıraladık. Ama insanların çoğu inkârdan başka bir şeyde diretmediler. 90. Dediler ki: "Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadığın sürece sana asla inanmayacağız!" 91. "Yahut senin, hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olmalı. Onların aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın." 92. "Yahut iddia ettiğin gibi göğü, parçalar halinde üzerimize düşürmelisin, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza dikmelisin." 93. "Yahut altından bir evin olmalı, yahut göğe yükselmelisin. Ancak senin göğe çıktığına, okuyacağımız bir kitabı bize indireceğin zamana kadar, asla inanmayız!" De ki: "Rabbimin şanı yücedir. Ben, insan bir resulden başka neyim ki?" Yetinmediler, peygamberliğin kendilerine de verilmesini istediler. Bu istekte heva, maksimuma çıkmakta. Bunlar artık karalamanın ötesine geçip Hududullahın dışına çıkmaktır. İşte nefis yapılanları böyle süslü gösteriyor. enam 124. Onlara bir ayet geldiğinde şöyle demişlerdi: "Allah resullerine verilenin tıpkısı bize de verilmedikçe asla inanmayacağız." Allah resullük görevini nereye vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere, oynadıkları oyunlar yüzünden Allah katında bir küçüklük ve şiddetli bir azap öngörülmüştür.