Doğru yol ile ilgili ayetlere baktığımızda hidayete kılavuzlanma kimi zaman vahye, kimi zaman peygambere, kimi zaman ise direkt cenab-ı Hak ile bağlantılı olmuştur. Bunu, Yasin 60: Size şöyle and vermedim mi “Ey adem oğulları! Şeytana kulluk etmeyin, o size açık bir düşmandır.” 61: “Ve bana kulluk edin. Doğru yol budur.” (Ve eni-’-= diye, buduni= bana ibadet edin, kulluk edin, haza= budur, sıratun= yol, mustaqim= doğru) Buradaki doğru yoldan kulluk etmek ifadesini çıkarıyoruz. Bu ise akıl ve gönülle oluyor. Yine; Yasin 62: Böyle iken o içinizden bir çok insan kuşağını yoldan çıkardı. Ya o vakit sizin akıllarınız yok muydu? (veleqed= andolsun gerçekten, edelle= azdırdı, minkum= içinizden, cibillen= halkı, kesiren= çok, efelev tekunu= olmadınız mı? te’qilune= aklınızı kullanıyorsunuz) doğru yoldan çıkabiliriz. O yüzden, şeytana kulluk dalalete, Allah’a kulluk hidayete götürür. Özetle denilmek istenilen; tebliği dikkate alan, vahye gönülden bağlı olan, bu uğurda sabreden doğru yola kılavuzlanacaktır. Furkan 72-Ve onlar ki, yalana şahitlik etmezler, anlamsız, boş bir şeye rastladıkları zaman vakar içinde geçer (gider)ler. 73-Ve onlar ki Rablerinin ayetleri hatırlatılınca, kör ve sağır üstüne yıkılıp yatmazlar. 74-Ve onlar ki: "Ey Rabb’imiz, lütfunla bizlere eşlerimizden, çocuklarımızdan göz aydınlıkları ihsan buyur ve bizi takva sahiplerine önder kıl!" derler. 75-İşte hep bunlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı ile ödüllendirilecekler ve orada sağlık ve selam ile karşılanacaklar.
İşte bu kulların en önemli özellikleri; onlara cennetin kapılarını açacak, huzur ve güvenliği sağlayacak özellikleri.Allah şerefli kullarından eylesin...